Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İstanbul’u kaderine terk etmemekte kararlıyız”
Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Projesi’nin son etabı olan Halkalı-Arnavutköy hattı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı törenle açıldı. Türkiye’nin en uzun metro ringinin son halkasının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açılışını yaptığımız Halkalı-İstanbul Havalimanı Metrosu Halkalı-Arnavutköy kesiminin ülkemize, milletimize, hat üzerindeki yerleşim yerlerimize ve tüm İstanbul’a hayırlı olmasını diliyorum. Sultan Fatih’in şehrine, yine Sultan Fatih’in tavsiyelerini kendimize rehber kılarak aşkla hizmet ediyoruz. Ne demişti o büyük sultan? ‘Hüner, bir şehir bünyad etmektir; reaya, kalbin abad etmektir.’ İşte biz de meftunu ve maşuku olduğumuz güzel İstanbul’umuzu mamur etmek, ihya ve inşa etmek, İstanbul halkını hak ettiği hizmet standardıyla buluşturmak için gece gündüz koşturuyoruz. Bilhassa raylı sistemler noktasında büyük bir çaba içindeyiz. İşte şimdi buraya gelirken 120 kilometre hıza kadar ulaştık. 16 milyon nüfusu, yıllık 20 milyona yaklaşan ziyaretçisiyle dünyanın en büyük metropollerinden biri olan şehrimizi demir ağlarla ilmek ilmek örüyoruz. 16 istasyondan oluşan 69 kilometre uzunluğundaki Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Projesi’ni iki ayrı koldan hayata geçirdik. 37,5 kilometrelik Gayrettepe-İstanbul Havalimanı ve 31,5 kilometrelik Halkalı-İstanbul Havalimanı metrosu olarak şehrimizin hizmetine verdik” dedi.
“Türkiye, bölgesel krizlerin mezesi değil, işte en son İran savaşında olduğu gibi çözüm çabalarının baş aktörüdür”
Muhalefet aktörlerinin yıllarca kendilerini acımasızca eleştirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Lafa her başladıklarında bizim Libya’da, Suriye’de, Somali’de ne işimiz var diyerek bizi suçladılar. Selçuklu’nun, Osmanlı’nın, kahraman ecdadımızın emaneti olan gönül ve kültür coğrafyamıza sırtlarını döndüler. Orta Doğu bataklığı dışında sınırlarımızın ötesinde yaşayan on milyonlarca kardeşimiz için tek bir cümle dahi kuramadılar. Dünyadaki ve bölgedeki gelişmelere Türkiye merkezli bakmayı bir türlü başaramadılar. Son seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olarak karşımıza çıkan zat çareyi Amerika’dan uzman ithal etmekte ararken, onun yerine gelen 5 dakikacık bir görüşme için yabancılar karşısında 40 takla atıyor, adeta yalvarıyor. Daha düne kadar yurt dışına Türkiye’yi şikayet turları düzenliyorlardı. Şimdi bir tanesi çıkmış, kötü siciline bakmadan bizi dış politikada şov yapmakla, tribünlere oynamakla, ülkemizi bölgesel krizlerin mezesi haline getirmekle itham ediyor. İnanan insan kurduğu cümlelerin neresini düzelteceğini bilemiyor. Bir defa Türkiye, bölgesel krizlerin mezesi değil, işte en son İran savaşında olduğu gibi çözüm çabalarının baş aktörüdür. İkincisi, dış politika şov alanı değil tecrübe, birikim ve dirayet gerektiren bir uzmanlık alanıdır. Üçüncüsü, biz ne içerde ne dışarda hiçbir zaman tribünlere oynamadık, aksine hep gönüller yapmanın, gönüller kazanmanın derdinde olduk. Siz birbirinizle koltuk kavgası verirken biz yürüttüğümüz ince diplomasiyle bölgemizdeki çatışmaları dindirmenin kavgasını verdik. Siz birbirinizin kuyusunu kazarken biz elimizle, iğneyle kuyu kazar gibi barışa giden yolun önündeki engelleri kazıdık. Siz kimin hain, kimin işbirlikçi, kimin proje olduğunu tartışırken biz zorlu müzakere masalarında Türkiye’nin hak ve hukukunu savunduk. Aslında bunlara daha önce de söyledim, bugün tekrar ediyorum. Dış politikada bize ders vermek sizin boynunuzu ziyadesiyle aşar. Eskisiyle yenisiyle sizin çapınız buna yetmez” ifadelerini kullandı.

