Acılı baba oğlunun mezarı başında “adalet” istedi
Olay, 27 Nisan Pazartesi günü saat 18.30 sıralarında İstasyon Mahallesi Turgut Özal Bulvarında yaşanan olayda işinden çıktıktan sonra İETT durağına gelen Görkem Selvitop, otobüs beklemeye başlamış, yol üzerinde süratli şekilde ilerlediği belirtilen kamyon, şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle kaldırıma çıkarak mühendis Selvitop’u ezmişti. Yaşanan kazada ağır şekilde yaralanan ve sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Selvitop, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.
Kazayla ilgili bugün oğlunun Trabzon’un Şalpazarı ilçesindeki mezarı başında açıklamalarda bulunan Necati Selvitop, “27 Nisan Pazartesi günü oğlum Görkem Selvi Top, Ulaştırma Bakanlığı’nın hızlı tren projesinde çalışıyor. Akşam evine giderken bir 7-8 dakika otobüs bekliyor durakta. Görgü tanıklarının anlattığına göre daha sonra bize haberden ulaştıkları için söylüyorum, çok süratli gelen araba yani olağanüstü süratli gelen araba yolun ışıkların tam dibinde bulunan rögara hızlı bir şekilde vurduğunu söylüyorlar ve orada büyük bir patlama oluştuğunu, patlamayla birlikte araba sürünerek 30-40 metre de ileri giderek kaldırıma çıkıyor araba. Kaldırım da 30-40 santim yüksekliğinde yani orada videolardan görüyoruz. O kaldırımın üzerindeki İETT durağının köşesine çarpıyor, kasa da oğluma vurarak oğlumu işte saç panellere sıkıştırıyor. Şimdi kamuoyunda işte efendim lastik fırladı, yok jant yerinden çıktı, yok rögar kapağı çıkıktı işte vardı vurdu vesaire falan yuvarlandı vurdu gibi acımız zaten bizim acımız çok büyük. Bu acımıza da böyle katlayarak acımızı artırdılar” dedi.
“Aracın 57 km hızla gitmesi imkansız”
Oğlunun defin işlemlerinin ardından kendilerine bir kaza raporu ulaştığını kaydeden Selvitop, “Polis raporu, emniyetin tuttuğu rapor. Ve bu raporda işte hızlı giden şoför 57 kilometreyle gidiyormuş. Efendim 57 kilometreyle giden bir araç rögar kapağına vurup rögar kapağını parçalayıp arabanın lastiğini gümletip ondan sonra da 30-40 metre jantın üzerinde sürünerek gidip 30 santimetre yüksekliğinde bir kaldırıma çıkıp oradan da benim oğluma vurduktan sonra da yani sürüklenerek yani bir aşağı yukarı da bir 15-20 metre de sürüklenerek gidip yine kaldırımda çökerek oturarak askıda kalıyor. Yani kaldırımda askıda kaldığı şekline baksan bir defa o arabanın orada o kaldırımda askıda kaldığı şekliyle arabanın 57 kilometre süratle gelmesi mümkün değil. Sonra yani o araba o şekilde gelse zaten benim oğlum çok uyanık yani dikkatli de bir insan. Yani orada onu görür bakar yani en azından bir ses duyar bir tedbir alır yani kaçar hiçbir fırsatı olmamış” diye konuştu.
“Şoför yüzde 100 suçlu”
“Benim canım yandı, ciğerim yandı, yüreğim yandı biz perişan olduk. Ailesi perişan oldu, 9 yaşında torunum perişan oldu” diyen Selvitop “Zaten bir buçuk ay olmuştu işe gireli. Yani vallahi mahvolduk yani perişan olduk. O arabanın orada 57 kilometreyle değil 100-120 kilometre süratle gittiği aşikar. Orada zıplayarak o logara vurduğu da kamera görüntüsü ama kamera görüntüsünü çaprazdan almışlar çok küçük bir görüntü yani 20-25 saniye. Patlıyor bir gümlüyor böyle bir toz duman havaya ondan sonra zaten direkt vuruyor yani direkt kaldırıma çıkıp vuruyor. Bizim şimdi talebimiz şu: Bir, araç çok süratli araç yüzde 100 suçlu şoför. İki, logar kapağı orada 3-4 saattir tangur tungur ediyormuş görgü tanıkları. O yol güzergahının bozuk olması videolar attılar bizlere. Üçüncüsü, burada çok kaza oluyormuş zaten. Yani biz şöyle vurdu böyle vurdu lastik fırladı bunların hepsi yalan. Böyle bir şey yok. Aracın lastiği de çıkmamış. Öyle bir şey yok arabanın lastiği zaten paramparça olduğu yerde olmuş zaten yani. Görüntüde de hiçbir şey belli değil. Biz cepheden görünen sağdan soldan görünen ve özellikle de kamuoyundan haberlere çıkıp sesimizi duyurduğu için basın mensupları bizim Allah hepinizden razı olsun. Yani gerçekten bize görgü tanıkları ulaşmaya başladı. Biz şimdi şunu kamuoyundan istiyoruz. Bir durakta bekleyen çantasını fırlatıp benim oğluma doğru koşup yardım etmeye giden o kişinin bize ulaşmasını istiyoruz. İkincisi o aracın arkasında seyir halinde olan ve arabasında kamera olan şoförlerin, sürücülerin bize ulaşmasını istiyoruz. Biz çok acılıyız yani adalet istiyoruz. Adalet yerini bulsun istiyoruz. Buna da inancımız sonsuz. Oğlumun 38 yaşına sığdırdığı çok şeyler var. Çanakkale Köprüsü’nden İstanbul Çamlıca Metrosu’na, 3. Boğaz Köprüsü’nden Osmangazi Köprüsü’ne, Kandıra Viyadüğüne yani şimdi de işte İstanbul Havalimanı otopark projesinden hızlı tren projesine çok kaliteli çok bilgili becerikli mütevazı alçak gönüllü pırlanta gibi Allah kimseye göstermesin evlat acısını. Şehit dedesinin anıt mezarına buraya defnettik evimizin on metre karşısında. Sabah çıkıyoruz ağlıyoruz öğlen geliyoruz ağlıyoruz, kapıya çıktık ağlıyoruz acımız çok büyük” şeklinde konuştu.
“Kurban Bayramı’na tatile gelecekti”
Oğlunun son anlarını anlatan Selvitop, “Görgü tanıkları gitmiş oğlumun yanına. Adın ne demişler Görkem demiş. Nerede oturuyorsun Halkalı’da oturuyorum demiş oğlum. Oğlum demiş aramamı istediğin birisi var mı demiş yok demiş cevap verememiş oğlum. Oğlum evladım oğlum. Oğlum şehit dedesine kavuştu oğlum. Oğlum evladım oğlum. Babasıyla sözleşmişti planları vardı oğlumun. Kurban Bayramı’na tatile gelecekti oğlum. Telli tatile geldi benim oğlum yıkıldım be. Altın çocuğum benim aslan oğlum. Babasını aramadan yapamazdı benim oğlum günde 3-4 defa “baba bir isteğin var mı?” derdi. “Oğlum köyde ne duruyorsun korkmuyor musun?” derdi. Şimdi daha korkmayacağım oğlum bekçi olarak geldin buraya. Yandım be. Başkaları yanmasın oğlum. Oğlum bu nasıl bir süratti oğlum acı hissettin mi oğlum sormuşlar ’belim kırıldı’ demiş. Oğlum elini uzatmış oğlum ’Belden altımı hissetmiyorum’ demiş. Oğlum ambulansa bindirirken oğlumun gözlerini kapatmış bir daha açmamış. Oracıkta öldü benim oğlum oğlum. Allah verdi Allah aldı diye kendimizi idare etmeye çalışıyoruz ayakta duracak takatimiz kalmadı” ifadelerini kullandı.
Mustafa Özcan


