12 Eylül Darbesinin İzleri: Mamak Cezaevi’nde Yaşanan İnsanlık Dışı İşkenceler
12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye tarihinde karanlık bir dönem olarak yer alıyor. Mamak Askeri Cezaevi ise bu döneme tanıklık eden en acı mekanlardan biri. Darbenin mağdurları, yaşadıkları insanlık dışı işkenceleri 45 yıl sonra dahi unutamadıklarını ifade ediyorlar.
Mağdurlardan Hakverdi Satılmış, darbe sonrası Mamak Cezaevi’nde C5 adı verilen özel işkence odalarında kaldıklarını belirtiyor. Polisler ve Savcı Nurettin Soyer’in yönetiminde kurulan bu işkence odalarında, aile üyelerine de işkence yapıldığını ve bu durumun kendileri için büyük acılar yaşattığını dile getiriyor. Satılmış, 36 gün süren bu zorlu süreçte ailesinin de işkenceye maruz kaldığını ve bu anların kendisi için büyük bir zulüm olduğunu anlatıyor.
Cevdet Karabıyık ise cezaevinde geçirdiği ilk günlerde maruz kaldığı fiziksel işkenceleri aktarıyor. Askerlerin zorla yaptırdığı fiziksel egzersizler ve cop darbeleriyle geçen uzun geceler, Karabıyık’ın hafızasında derin izler bırakmış. Ayrıca, C5 işkence odasında 8 gün boyunca elektrik verilen sistemlerle işkence gördüğünü ve bu sürecin kendisi için oldukça yıpratıcı olduğunu belirtiyor.
Nevzat Bor, darbe günü yaşananlar ve sonrasında cezaevinde kalanların özel işkencelere tabi tutulduğunu ifade ediyor. Her gün rutin olarak yapılan dayakların yanı sıra, idamla tehdit edilen durumlar ve psikolojik işkenceler, Bor’un anlatımları arasında yer alıyor.
Mamak Cezaevi’nde yaşananlar, Ulucanlar Cezaevi Müzesi sorumlusu Merve Bayıksel tarafından da doğrulanıyor. Bayıksel, 12 Eylül darbesinin insanlık dışı yüzünün özellikle hapishaneler aracılığıyla gösterildiğini ve Ulucanlar Cezaevi’nin bu dönemlerin unutulmaması adına bir hafıza mekanı olarak kaldığını vurguluyor.
