Kahramanmaraş Depreminin Üzerinden Üç Yıl Geçti: Bir Babanın Yitirdikleri ve Sürmekte Olan Acısı
6 Şubat’ta meydana gelen yıkıcı deprem, İsmail Kökçü için hayatının en karanlık dönemlerinden birini başlattı. Kızı Sevde ve damadı Abdullah’ı kaybeden Kökçü, yaşadığı acının zamanla hafiflemek bir yana, daha da derinleştiğini belirtiyor. “Acılar zamanla azalır” denir ama benimki her geçen gün artıyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor, benim yaram da hâlâ kanıyor” diye anlatıyor Kökçü.
‘Her hadiseden bir ders çıkar’ diyen Kökçü, yaşadıklarını bir öğreti olarak değerlendirmeye çalışıyor. “Hayat felsefem bu; her şeyden bir ibret almak. Evet, büyük kayıplar yaşadık, ama yaşadıklarımızdan güzellikler de çıkarabiliriz. Buna inanmak zorundayım” dedi.
Depremde hayatını kaybeden kızı Sevde, Hassa’da öğretmenlik yapıyordu ve damadı Abdullah ise orada polis memuru olarak görev yapıyordu. “Kızım ve damadım, her ikisi de mesleklerine adanmış, idealist insanlardı” diyerek onları anıyor.
Deprem sonrası yaşananlar, Kökçü ailesi için bir umut ve korku sarmalıydı. “Deprem sabahı, her şey bir anda oldu. Enkaz altında kalan evlatlarımıza ulaşmak istedik ama elimizden gelen bir şey yoktu” diye ekliyor Kökçü. Üçüncü gün kızını, bir gün sonra ise damadını enkazdan çıkartabilmek, herkes için yürek parçalayıcı anlardı.
Kökçü, deprem sürecinde dayanışmanın ve dostluğun önemini vurgulayarak, İskenderun’dan arkadaşı Nejdet Ökten’in gösterdiği fedakarlığı örnek gösteriyor. “Arkadaşım Nejdet, bana büyük destek oldu. Kendi zor durumuna rağmen, bana ve aileme umut oldu” diyor.
Depremin acısını ve yaralarını sarmak zor olsa da, Kökçü inancını koruyor ve yaşadıklarını bir imtihan olarak görüyor. “Allah bizi evlatlarımızla ve mallarımızla sınar. Bu dünya hayatının bir sınav olduğunu biliyorum ve bu bilinçle yaşamaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.
Yasin Erdem
