Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AB liderlerine Doğu Akdeniz mektubu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AB liderlerine Doğu Akdeniz mektubu
11:00 - Eylül 30 2020 Çarşamba

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB kurumları başkanlarına ve üye ülke liderlerine mektup gönderdi. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e yaklaşımı konusunu yazan ve sorunların çözümüne yönelik önerilerini aktaran Erdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye-AB ilişkileri ve bu ilişkilerin ilerlemesi, özellikle iktidarımıza gelen konulardan biri sırasında ülkemiz için her zaman öncelik olmuştur ve biliyorsunuz bu süreçte çok önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. 60 yılı aşkın süredir ilişkilerimiz, zorlu testler de yaşanmıştır.Doğu Akdeniz’deki son gelişmeler nedeniyle ilişkilerimiz yeni bir meydan okumayla karşı karşıyadır.Size bu mektup, Doğu Akdeniz ve Türkiye’nin istediğim konuya yaklaşımı Doğu Akdeniz politikamızın iki ana hedefi vardır: Birincisi, Doğu Akdeniz’deki deniz yargı alanlarının uluslararası hukuka uygun olarak adil ve adil bir şekilde sınırlandırılması ve kıtamızdaki egemen hak ve yetkilerimizin korunmasıdır. İkinci hedefimiz Kıbrıslı Türklerin adanın hidrokarbon kaynakları üzerinde eşit hak ve çıkarlarını garanti altına almaktır. Kıbrıs adasının ual ortakları. Hedefimiz Türkiye, Doğu Akdeniz çerçevesinde, tüm tarafların işbirliği, hidrokarbon kaynakları hakkaniyetli ve adil bir şekilde paylaşılmakta, barış ve istikrar içinde bir işbirliği bölgesine sahip olma arzusu hakimdir. Kömür ve çelik AB’nin çıkış noktası olduğundan hidrokarbonun Kıbrıs’taki çözümün ve büyük AB’nin oluşumunun temeli olacağını umuyoruz.

Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginliğin devam ettiği Yunanistan ve Kıbrıs’taki nedensel ajanın transferini yöneten Erdoğan, “Bugün geldik durumu Kıbrıslı Rum ikilisi Türkiye ve Kıbrıs Türkleri saymaz, tek taraflı adımlar, fait yaratma ve AB bunu 2003, 2007 ve 2010 yıllarında Kıbrıs sorunu çözülmeden AB’ye üye olan GKRY, 2003, 2007 ve 2010 yıllarında komşu ülkelerle deniz sınırı anlaşmaları imzalayarak, 2007 yılında ruhsat alanlarını belirledi. , 2011 yılında uluslararası ihaleler açtı ve ilk sondajı gerçekleştirdi. Yunanistan Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye Antalya Körfezi ile maksimalist deniz sınırı iddialarını hedef alan (Sevilla haritası) AB’yi kullanarak Türkiye’ye empoze etmeye çalıştı ve bu sınırların ulusal olduğunu savundu. Doğu Akdeniz adı altında bir mekanizma oluşturan Kıbrıs Rum / Rum ikilisi de bunlardan memnun değil, Türkiye ve Kıbrıs Türkiye’ye karşı anean Gaz Forumu, üçlü ve dörtlü de Türkiye’ye karşı ülkelerle işbirliği mekanizmaları kurdu. Türkiye’de hem kendileri hem de Doğu Akdeniz, Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak için diplomasi üzerine odaklandı, ancak sonuçsuz kalan adımlarda diyalog ve işbirliği çağrımızı bekledikten sonra alan 2018’de 7 yıl sürmeye başladı. Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuka göre eşit yargı yetkisi ve adil bir şekilde sınırlı savunucular. Bu amaçla önkoşulsuz bir şekilde Yunanistan ile diyaloğa hazır olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Bu bağlamda, gerginliği azaltmak için NATO Genel Sekreteri’nin deniz ve hava unsurlarını en başından ayırma girişimini desteklediğimizi belirtmek isterim. Öte yandan, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, yıkılan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortak kurucuları ve adanın ortak sahipleri olarak hidrokarbon kaynaklarında adil gelir paylaşımı da dahil olmak üzere bir işbirliği mekanizması kurmalıdır. Böyle bir işbirliği mekanizmasının kurulması için Kıbrıs sorununun çözümünü beklemeye gerek yoktur. Çünkü adadaki her iki taraf da kendi belirlenmiş lisanslı sahalarında uluslararası petrol şirketleri aracılığıyla faaliyet gösteriyor. “Yalnızca adadaki iki halk bu faaliyetleri durdurmaya veya sürdürmeye birlikte karar vermelidir.”

Kıbrıslı Türkler de dahil olmak üzere Doğu Akdeniz’de tüm tarafları bir araya getirecek kapsayıcı bir enerji işbirliği forumu kurmanın son derece yararlı olacağını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Türkiye, bu yönde atılan adımlara her türlü desteği vermeye hazır. AB’nin bu fikre destek vermesi için, aday ülkelerin Türkiye, Yunanistan ve GKRY’ye yönelik önyargılı tavrını kayıtsız şartsız terk etmeleri maksimalist tezi, umarım haksız yere desteklersiniz AB’nin ülkeme karşı sergilediği bu önyargılı tutum, AB müktesebatına ve uluslararası hukuka aykırıdır.Bu önyargı çözümü zorlaştırır, Türkiye-AB ilişkilerini arttırır, birçok alanda ortak çıkarlarımıza zarar verir. AB’den beklentimiz tarafsız kalmak, herkese eşit davranmak, diyalog ve işbirliğini desteklemektir.Türkiye ve Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerinin durdurulması için yukarıda belirtilen adımları atması istenmelidir, haksız ve haksız bir taleptir. Temmuz ayı sonunda, Almanya’nın talebi üzerine AB Dönem Başkanı Yunanistan, iyi niyetli tavrımıza 6 Ağustos’ta Mısır ile imzaladığı kısıtlama anlaşması ile karşılık verdi. güvensizlik arttı. Doğu Akdeniz ülkeleri hidrokarbon programları ve faaliyetleri hızla ilerlerken, Türkiye’ye karşı kötü bir ittifakın olmasına rağmen Kıbrıslı Türkler, Doğu Akdeniz’deki en uzun kıyı şeridi Türkiye’nin karasularında sıkışıp kalması için beklemelidir. Diyaloğa ve işbirliğine her zaman hazırdık. AB üzerinden bize dayatılmaya çalışılan maksimalist taleplere boyun eğmedik. Hiçbir ülkeye gözümüz yok. Ancak garantör ülke olarak hem haklarımızı hem de Kıbrıs Türklerinin haklarını koruduk ve korumaya devam edeceğiz. Doğu Akdeniz sorunlarına adil ve barışçıl bir çözüm bulmak ortak sorumluluğumuzdur. Bunun için işbirliği ve diyalog desteklenmeli, mevcut krizi ağırlaştıracak adım ve kararlardan kaçınılmalıdır. “

Erdoğan, “18 Mart’ın günün ve Türkiye’nin uzlaşı koşullarını dikkate alarak güncellenmesini samimiyetle, AB ilişkilerinin her alanında adım adım ortak çıkarları ilerletmektir.” göç, terörizm, ticaret, enerji, pek çok farklı alan gibi, ilişkilerimizin ortak çıkarlarımız için yaşamsal öneminin bunun farkında olmaktan geçtiğine inanıyorum ve bu amaçla değerli desteğinizi bekliyorum ”dedi.

İlker Turak

Yorumlar (0)
Yorumlar E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi