Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Bu kez düğünlerden vazgeçin’

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Bu kez düğünlerden vazgeçin’
15:00 - Eylül 7 2020 Pazartesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ulusal Kongre ve Kültür Beştepe Türkiye Sigorta Tanıtım Merkezi’nde düzenlenen törende konuştu.

Dünya ile koordineli olarak atılan normalleşme adımlarıyla ekonomiyi tekrar yoluna koyduklarını vurgulayan Erdoğan, “Ağustos ayına ilişkin göstergeler ivmenin sürdüğüne işaret ediyor. Reel Sektör Güven Endeksi yılın ikinci çeyreğindeki 75,2’den Ağustos’ta 105,2’ye yükseldi. Ekonomik Güven Endeksi yılın ikinci çeyreğindeki 62,2’den Ağustos’ta 85,9’a yükseldi. Satın Alma Yöneticileri Endeksi, yılın ikinci çeyreğindeki 42,7’den Ağustos’ta 54,3’e ulaştı. Son 3 aydır 50 eşik değerinin üzerinde seyreden bu endeks, Temmuz 2011’de Şubat 2011’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı ikinci çeyrekteki 63,5’ten Ağustos’ta 73’e yükseldi. Mayıs ayında yükselen mevsimsellikten arındırılmış sektörel güven endeksleri Ağustos ayında da yükselmeye devam etti. Ağustos ayında yılın ikinci çeyreğine göre hizmet sektörü güven endeksi yüzde 38,4, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 18,3 ve inşaat sektörü güven endeksi yüzde 40,7 arttı. Finansmana erişim ve yakın zamanda sağladığımız uygun kredi imkanları ile otomotiv ve konut satışlarında rekor kırdık. Otomobil üretiminde Temmuz ayında yılın ikinci çeyreğine göre yüzde 83,3 gibi büyük bir sıçrama yaşadık. Otomotiv satışları Temmuz-Ağustos döneminde yılın ikinci çeyreğine göre yüzde 64,2 arttı. İhracatımızdaki toparlanmanın normalleşme ile devam ettiğini görüyoruz. Haziran-Ağustos döneminde ihracatımız Mart-Mayıs dönemine göre yüzde 26,9 artarak 40,9 milyar dolara ulaşarak bir önceki yılın aynı ayını geride bıraktı. Altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı Ağustos ayında yüzde 82,9 oldu. Şirketlerimizin aldığı yeni siparişlerde istihdam ve ihracat siparişlerinde gözle görülür iyileşmeler var. Yeni siparişlerin son 2,5 yılın en yüksek değerine ulaştığını görüyoruz. Bir diğer önemli gelişme ise ülkemizi ziyaret eden turist sayısının ilk 8 ayda 10 milyona ulaşmasıdır. Kredi büyümesindeki hızlanmaya rağmen bankacılık sektörümüzün güçlü sermaye yapısı, aktif kalitesi ve karlılık oranları ile çok sağlıklı bir görünüme sahip olduğunu vurgulamak isterim. Temmuz 2020 itibarıyla sektörün yıllıklandırılmış özkaynak kârlılığı ve aktif kârlılığı sırasıyla yüzde 11,8 ve yüzde 1,6 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde sermaye yeterlilik oranı yasal asgari düzey olan yüzde 19,2, yüzde 8’in oldukça üzerinde ”dedi.

Diplomasi, tarih boyunca Türkiye’nin bilek, savunma, askeri sahada bükülme başarısızlıklarının, ekonomiye her zaman bir silah olarak sarıldığını söyleyen Erdoğan, “Millet’nin işi yıprandı, boğazındaki ısırık Türkiye’ye atıfta bulunarak taviz ve iddialardan caydırmaya çalıştı Maalesef Türkiye ekonomisinin yeterince güçlü olmadığı dönemlerde yaptılar, bu hamlelerin en önemli araçları her zaman kur-faiz-enflasyon olmuştur.Ülkemiz gecelik faizlerin yüzde 7.500’e çıktığı günleri yaşadı. Vergi gelirlerinin faiz ödemelerini bile karşılayamadığı dönemler gördük, memur maaşlarını ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz zamanlar oldu, IMF kapılarında birkaç milyar dolara avuç açtığımız günleri hatırlıyoruz. Ekonomik bürokrasinin tamamen dışlandığı, ülke maliyesinin ve hazinesinin IMF komiserlerine devredildiği utanç sahnelerine şahit olduk. para-faiz-enflasyon sarmalı, neredeyse her 10 yılda bir tekrarlanan krizlerle yıllardır çarpıtılmıştır. Ülkemizden yarışın başlamasıyla Türkiye’nin gelişimi, ülkeler bir şekilde gerçek potansiyellerini kullanabilirler. 2002 yılından bu yana uyguladığımız reformlarla bu kısır döngüye son verdik ve ekonomide kaynak ve zaman israfını önledik. 23,5 milyar dolarlık borcumuzu IMF’ye ödeyerek ülkemiz için ekonomik bağımsızlığımızı yeniden kazandık. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ekonomide yeni bir döneme girdik. Bugün ülkemizin haklarını ve kanunlarını farklı cephelerde korkusuzca savunabilirsek, bunun arkasında son 18 yılda kazanılan özgüven var. Ne dediler, kur-faiz-enflasyon, ne bekliyorsunuz, IMF’ye IMF’den kredi alın dediler. Dediklerimiz, sizin erdeminiz, şerefinizdir. Biz asla IMF’nin kapısını çalan bir hükümet olmayacağız dedik ve yapmadık. Ama IMF kapımızı çaldı ve ben Başbakan olduğumda bizden 5 milyar Euro istediler. O halde Başbakan’a ver dedim, bugün bizden borçlu yarın talimat alacak. Sonra pes ettiler. Çünkü bunlar çılgın Türkler, yapabilirlerse dediler ve pes ettiler. ”

Milletin rızkına, Türkiye’nin kaynaklarına, çevreye olan bağlılığının altını çizen kriz ve kaostan beslenmeyen Erdoğan konuşmasını sonlandırdı:

“Türkiye menfaatine bağlı, enflasyona baskı yapma çabalarını boşa çıkarmaya devam edecek. Türkiye, IMF ile kapalı kapılar ardında kimin müzakere edeceği konusunda daha iyi bir kavrayışta, IMF asla eski günlere dönmesine izin vermedi. Türkiye’nin birlik sağlama hedefi ve corona virüsü salgını ile sıkı yara yakın mücadelesi, çıkarılacak başarılı sonuca bağlıdır.Dünyadaki dengeleri alt üst eden bu salgın, ülkelerinin önünde yepyeni bir fırsat penceresi açmıştır. bizim gibi yüksek üretim kapasitesi … Coğrafi konumu, güçlü altyapısı, şoklara karşı direnç kazanması Türkiye bu fırsatlarda en avantajlı ülkelerden biri … Umarım ülkemiz bu salgın süreçten diğer alanlarla birlikte güçlenerek çıkacaktır. Bu, milletimizin tüm mensuplarının tam seferberlik içinde tedbirler alması lazım, ki Türkiye de sigortayı garanti edecek, biz de olmayacağız. Karamsar ya da kayıtsız, ne kendimizi yaşamdan tamamen izole etmiyor, ne de hiçbir şey olmamış gibi davranma hatasını yapmıyoruz. Milletimizi bir kez daha OK sloganıyla verdiğimiz temizlik, maske ve mesafe kuralına uymaya davet ediyorum. Vazgeçin bu dönemde bu düğünlerden, yemek törenlerinden ve buradan aldığımız olumsuz haberlerden üzülüyoruz. Gelin bu çalışmaları düğün törenleri ile bitirip özellikle bu sigara olayına gelin, bu dönemde ara verin, içmeyin, kendinize acın. Onun için acı çekiyoruz ve seni seviyoruz. “” Türkiye’nin kaynakları olan milletimizin rızkını, çevre krizine bağlı ve kaostan beslenmez. ”

“Bu dönemde bu düğünlerden, yemek törenlerinden vazgeçin. Gelin bu işleri düğün törenleri ile bitirerek bu dönemi atlatalım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ülkemizin en büyük sigorta ve emeklilik şirketini kuruyoruz”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Tarım Sigortası, Halk Sigortası, Güneş Sigortası, Emekli Tarım, Halk Emeklilik ve Emeklilik Vakfı, Hayat Sigortası Emeklilik çatısı altında Türkiye ve Türkiye yolunun ardından devam edecek. Böylece 38 bölge ve 2.620 çalışanımız ile biz 15 milyon müşteriye hizmet veren ülkemizin en büyük sigorta ve emeklilik şirketini kuruyoruz ”dedi.

Türkiye’den Bestepe Ulusal Kongre ve Kültür Merkezi sigorta tanıtım törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek nesillere güçlü bir ekonomi bırakmak amacıyla 2016 yılında kurulduğu son 4 yıldan bu yana Türkiye Varlık Fonları’nın kuruluşunu gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Varlık Fonu 8 Farklı sektörlerden 20 şirket, 2 ruhsat ve taşınmazdan oluşan güçlü bir portföye ulaştıklarını ve bugün sigortacılık sektörüne yeni bir vizyon getirecek stratejik bir hamle hayata geçirdiklerini belirtti.

“Türk sigorta sektörü çok daha organize ve rekabetçi bir yapıya kavuştu”

Geçen yıl yeni ekonomi programında sigortayı açıkladıklarını ve emeklilik alanındaki reformları hızlandıracaklarını anımsatan Erdoğan, “Sigorta ve Bireysel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Türkiye Reasürans Şirketi’ni kurarak bu yönde iki kritik adım attı. Devlete ait sigorta şirketlerinin tek çatı altında birleştirilmesi, bu sürecin eksik kalan kısmını tamamlıyoruz.Tarım Sigortası, Halk Sigortası, Güneş Sigorta, Emeklilik Tarım, Halk Emeklilik ve Emeklilik Vakfı, Hayat Sigortası kapsamında Türkiye ve Türkiye yolundan sonra devam edecek Emeklilik çatısı Böylece 38 bölge ve 2.620 çalışanımız ile ülkemizin en büyük sigorta ve emeklilik şirketini kurarak şimdilik 15 milyon müşteriye hizmet veriyoruz.Bu büyük birleşme ile Türk sigorta sektörünü çok daha organize bir hale getirdiğimize inanıyorum. ve daha rekabetçi. Atılan bu adım sadece sigorta sektörüne katkı sağlamayacak, aynı zamanda finans piyasasına ve reel ekonomiye de. Türk sigorta ve emeklilik sektörü ne kadar fon biriktirirse, ülkemizin büyümesine ve kalkınmasına o kadar çok destek olacaktır. Özellikle hayat sigortası ve emeklilik sistemi, uzun vadeli ve düşük maliyetli fon birikimine katkı sağlayan temel araçlardır. Devletin desteği ve teşviki ile fon miktarı 154 milyar TL’ye ulaşan bireysel emeklilik sisteminde yapılacak girişimler ile reel sektöre büyük bir uzun vadeli ve düşük maliyetli bir kaynak sağlanacak. Altı köklü kamu kuruluşumuzun faaliyetlerini tek çatı altında toplamak, bu firmaların verimliliklerini artıracak, maliyetleri düşürecek ve sektöre yeni bir dinamizm getirecektir. Türk sigortacılığının en önemli sorunu; Sektör belirli branşlarda yoğunlaşmıştır ve yeni ürün geliştirmek için yetersizdir. Sigortacılık, yenilikçi bir bakış açısı ve istikrarlı büyümenin devamlılığı ile daha geniş segmentlere sigorta hizmetlerine ulaşmak adına Türkiye adına önemli bir misyon üstlenecektir. Yeni yapı, kâr hedefinin yanı sıra sektörü ve kamu yararını ön planda tutan bir zihniyetle çalışırsa, sistemin inovasyon açığı da ortadan kalkacaktır. Önümüzdeki dönemde hem sigortacılık hem de emeklilik açısından sektörde önemli gelişmeler bekliyoruz. Türkiye’de bölgesel sigorta lideri olma hedefimize bir adım atarak yaklaştığımıza inanıyorum. Sigorta sektörümüzün gücü, Sigorta alan adı Türkiye taşımacılığının küresel rekabette zirveye çıkmasını temenni ediyorum “dedi.

“Süreci soğukkanlı bir şekilde yönettik”

Çin’de başlayan Kovid-19 hastalığının son yüzyılda insanlığın karşı karşıya kaldığı en ciddi sağlık krizlerinden biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne yazık ki gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere birçok devlet bu salgına hazırlıksız yakalandı. bugüne kadar 900 bine yakın insanın hayatına mal oldu. Bu süreçte mali zenginliğimizden fazlası olan devletler, kamu güvenliğinden temel sağlık ihtiyaçlarına kadar pek çok alanda ciddi zorluklarla karşılaştı. Sağlık sigortası olmayanların ölüme terk edildiği ve tedavi hizmetlerinin astronomik rakamlarla sunulduğu dünyada tanık olduk. Dünya hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı yeni bir çağa girdi. Covid-19 öncelikle bir sağlık krizi olsa da sonuçları nedeniyle hayatımızın her alanını derinden sarsmıştır. İşgücü piyasasından ticarete, kişisel ilişkilerden kamu güvenliğine, ekonomiden turizme kadar pek çok alanda salgının artçı sarsıntılarını hala hissediyoruz. 20 yılının ilk yarısında küresel ölçekte büyük üretim kayıpları, işsizlik oranlarında artış ve tüketim alışkanlıklarında değişiklikler yaşandı. Salgının şok edici etkisinin daha iyi anlaşılmasıyla, uluslararası kuruluşlar küresel büyüme tahminlerini revize etmek zorunda kaldı. Ekonomik veriler ve beklentiler ABD, Almanya, Japonya, İngiltere gibi büyük ekonomilerin bile salgının etkisiyle sarsıldığını ve çok ciddi ekonomik kayıplar yaşadığını gösteriyor. Ekonomide 2020’nin ikinci çeyreğinde Japonya yüzde 10, Almanya yüzde 11,7, Fransa yüzde 19, İngiltere 21,7 ve İspanya yüzde 22,1 küçüldü. Türkiye ilk çeyrekte yüzde 4,4 büyürken, ikinci çeyrekte yüzde 9,9’luk daralma oranı bu ülkelerden ayrıldı. Bu tabloda salgının yayılmasına karşı aldığımız tedbirlerin ve uyguladığımız destek politikalarının büyük katkısı var. Ekonomik istikrar kalkan paketi ile vatandaşlarımızı, esnaflarımızı ve şirketleri salgının olumsuz etkilerine karşı koruduk. Salgının en kritik aşamasında sağlık sistemimizin çökmesine, kamu düzeninde herhangi bir aksaklık yaşamasına veya ekonomimizi tamamen durdurmasına izin vermedik. Yine de milletimiz bu ülkede sürekli bir karamsarlık dönemi aşılar, harita üzerinde yer bulamasalar bile bizi almak istediğimiz muhalefet tuzağına Türkiye’ye örnek göstererek düşüyor. Türkiye topluma maliyeti hesaba katmak için dürtüsel değil gerçek kararlardan kopuk süreci yönetmemiz soğukkanlı bir yol olamaz “dedi.

İlker Turak – Ömer Çetin – Derya Yetim

Yorumlar (0)
Yorumlar E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi