15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10. yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak için sizlerle bir aradayız. 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşımıza, farklı platformlar üzerinden bizleri takip eden vatan ve bayrak sevdalısı Türk kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Sözlerimin hemen başında, o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine kara toprakla buluşan 253 şehidimizin her birini rahmetle yad ediyorum. Darbeci alçaklara direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Cennet vatanımızın sinesine muhteris eller değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammedi özgürce yankılansın, devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yardan, serden geçtiler. Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı anaları, yüreği mahsun babaları bıraktılar.
Ama yağmur gibi yağan kurşunlara, helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara, namlusunu millete çeviren hainlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar, “İman varsa imkan da vardır” dediler. “Biz seferle mükellefiz, zafer Allah’tandır” dediler. “Bu ülkeyi ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz” dediler. Yine burada, 15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformaya sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına, jandarmamıza, polisimize, özel harekatçılarımıza, tüm güvenlik kuvvetlerimize, ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine, “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.” dedik. Aziz milletimizi bir kez daha tebrik ediyor, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğumu, kıvanç duyduğumu tekrar ifade ediyorum.
“BU MİLLETE İHANET EDENLER ONURSUZ MANKURTLARDIR”
İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs, ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar. Tarih boyunca bu millete, bu devlete ihanet edenlere baktığınızda karşınızda ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünü görürsünüz. Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal merhamet bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamisi okunmaz. Bunların nazarında milli ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. Şimdi bakınız. FETÖ’cüler, Ankara’da 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekat Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı, TRT’yi ve TÜRKSAT’ı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar.
Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimizi şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere, “Emniyet binasını vurun.” diye komut veriyor. İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere toplam 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu. Şehitlerimizin hepsinin ayrı bir destanı var. O gece şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikayesi var. Yarınlarımızın teminatı gençlerimiz için bu hikayelerden birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakın, o gece burada şehit düşen vatan evlatlarından biri polis memuru Varol Tosun kardeşimizdi. Varol Tosun, devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu: “Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?” Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu: “Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.” Diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına, “Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum.” demişti. Annesine, “Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?” demişti. Babasına ise, “Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet.” diyerek evden ayrılmıştı. Yolda, “Nereye gidiyorsun?” diye soranlara, “Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumuzu korumaya gidiyorum.” diyordu.
“15 TEMMUZ GECESİ MİLLETİMİZ MUAZZAM BİR DESTAN YAZMIŞTIR”
Polis memurumuz Muharrem Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet okur vaziyetteydi. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı. Volkan Canöz kardeşimiz 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ’cüler tarafından katledildi. Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da emniyet teşkilatı mensubu olan polis memuru Muhammed Oğuz Kılıç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü. Şehit emniyet amirimiz Cüneyt Bursa 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının, 2 bin 737 gazimizin her birinin daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabbim askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyorum. 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır. Davetimize icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden, tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkan tüm kardeşlerimden Allah razı olsun. Çok acı çektik. Çok canımız yandı. Yakın dostlarımız dahil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden, Cenab-ı Allah’ın nusret ve inayetinden hükümetimizi hiç mahrum etmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için Yüce Allah’a niyazda bulundular. O gece Türkiye’ye zeval gelmesin diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı gönderiyorum.
Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. İnsan bir kere ölür ama adam gibi ölür. Şunu herkes bilsin ki biz, İstiklal Marşı “Korkma” ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegane millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a nerede bir mazlum varsa, nerede gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye devam edeceğiz.
“BU MİLLETİN HAFIZASI GÜÇLÜDÜR”
Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkanlarımızla destek olmaya devam edeceğiz. Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum. 10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlara, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız. Tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız. Birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak, inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız. Bu milletin hafızası güçlüdür. Bu milletin hafızası bin yıllara sahiptir. Bu millet şehitlerini unutmadığı gibi, yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren terörist başlarını da unutmayacak, affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de darbecileri alkışlayanlar da darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacaktır. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim. Her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ’yle mücadelemiz de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ’yle mücadeleyi hukuk zemininde, tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz.
FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz. Nitekim emniyetimiz, yargımız ve istihbarat birimlerimiz tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ediyor. Bu süreçte suçlu ve suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösteriliyor. Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerimiz devam ediyor. Türkiye Maarif Vakfımız, dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza atıyor. Örgütün ülkemiz içinde meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tutunmasına müsaade etmiyoruz. FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ediyoruz. Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkemize iadesi için yoğun çaba harcıyoruz. En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana kadar mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gerekeni yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum, bunun da hesabını adalete verecektir. Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz, kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır. Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece Allah’ın izniyle Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek.
ABD, İran’a yönelik saldırılarını sürdürüyor. CENTCOM, İran’a yönelik ikinci dalga saldırı operasyonlarının başlatıldığını duyurdu. Açıklamada,…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 25 şüpheli adliyeye…
Sarı-kırmızılı kulüpten transferle ilgili KAP’a yapılan açıklamada, "Profesyonel futbolcu Lesley Chimuanya Ugochukwu’nun, kendisi ve kulübü…
Edinilen bilgiye göre kaza, saat 16.30 sıralarında Cunda Adası Eski Yol mevkiinde meydana geldi. İddiaya…
Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Haluk Levent’in asistanı Yeliz Kaya’nın savcılık ifadesi…
Edinilen bilgiye göre, Amlakit Yaylası’ndan doğa yürüyüşüne çıkan 3 Rus turist, güzergâhlarını kaybedince yardım çağrısında…